lunedì 5 febbraio 2007

Tommasi


Don paça galaktikos 11'de yedi ,79 dakika o golü çıkartmak bir yana çıkartacak pozisyonları bile bulamadı.Kayseri'deki eziyet bitse de Barnebau'ya bağlansak diye bir bölümünü kaçırsak da kalan bölümde Yodel kardeşimle Kapo'su,küçük Camacho'su,Mustafa Riga'sıyla sempati takımı Levante'yi özellikle de bir futbolcuyu babamızın oğlu gibi izledik. Tam da bizim aradığımız adamdı Tommasi,düz ,basit oynayan ,nerde duracağını bilen,çok koşan ,yorulmayan,işini yapan...Zeman dönemi,janjanlı top peşindeki Roma'da az yuhalanmamıştı sakallı ama azmi ve hırsı daha sonraları şampiyonluk senesinde Roma taraftarlarınca yılın futbolcusu seçilmesini sağlamıştı.
Sezon başı o kıta senin bu kıta benim defansif ortasaha futbolcusu arayıp İngiliz 2.liginde kadroya giremeyen bir Japon'da karar kılan bir yönetimin işveren,o Japonu da geri kalanı hücum ve defans oyuncularından oluşan bir takımda orta sahaya sürüp Viera'lık bekleyen bir adamın işçi rolüne soyunduğu bir kulübün taraftarı olarak Damiano Tommasi'nin müthiş oyununu seyrettikçe iç geçirmemek elde değildi.Sezon başından beri annem bile suratı ekrana her geldiğinde Japon'a ''yazık'' diyip duruyor.Ama bizim hoca, bizimle beraber adama da yazık etmeye devam ediyor.Tabi diğer yandan oynatmadığı Mehmet Güven'e de...
Sezon başı Roma'dan ayrılması kesinleşip de ismi bizim basına enteresan bir şekilde düştüğünde Tommasi alınabiliyorsa daha başka alternatiflerin neden düşünüldüğünü hiç anlamamıştım.Açıkçası bizimkilerin aklına gelebileceğine de pek inanmamış ,kesin basından bizim gibi düşünen birileri yönetimin aklına getirtmek için yazıyordur diye düşünmüştüm.Zaten neticede peşinatını bağlasan ,karısı bizim şehre gelmek istemez ,karısı kabul etse,çocuğunun eğitim sorunu çıkar ''herşeyi tamamdı da kendi gelmek istemedi''ler listesine katılırdı .Bunların hepsi hayal ürünü olsa, dini bütün bir katolik olduğundan müslüman mahallesinde salyangoz avlamak istemeyebilirdi.Belki de bizim götü çabuk kalkanlar diyarında huzur bulamazdı ama parçalı formanın pek de yakıştığını görünce insan ,o formanın içinde 3 Arda'm olacağına 1 Tommasi'm olsun diyor ...

sabato 3 febbraio 2007

Il calcio rotto il cazzo



Bir polis ölü,onlarca kişide Giuseppe Garibaldi'de yaralı yatıyor.Olayı tv'dan görüp,gazeteden okuyanlar taraftarları kafadan vahşi ilan edecek olsa da kolluk kuvvetlerinin hiç mi payı yoktur sorusu yerleşik ,benzer yollardan geçmiş kafalarda.
Neticede Sicilya'da işin boku çıktı ve 95'teki Genoa-Milan maçından 12 sene sonra İtalya'da futbol bir kez daha durdu.Yasaların yetersizliği ve ingilterevari önlemler tartışılacak şimdi İtalya'da.Futbol ve ultralar taşşaklara yan basmış durumda.'Sicilia é gia africa ' diye kurtulurlar işin içinden kuzeyde takılmaya devam ederler belki de daha da kuzey tarzıyla.

venerdì 2 febbraio 2007

Cehalet,tenzih,şaibe...


TV8'i tenzih ederim.Cehalet ve bilmeden konuşmanın faturası olarak tekzip.blogspot.com olmak durumundayız.Bu ülkede bir de Telesport diye bir kanal varmış,bu kanal da sicilya derbisini naklen yayınlarmış,vertikaldi dikeydisine girmeden önce çevirecek bir çanak bulmak gerekiyor tabi bu kanala bağlanmak için ama websayfasında Onur Belge'nin çokça yer alışını gördükten sonra bu konuda pek de emek harcamaya değeceğini sanmamaktayım.
Haddizatında Palermo Catania'ya 2-1 yaslamış durumda.Gelen haberlere göre de 2.golde şaibeler ve sonrasında sahaya giren taraftarlar mevcut.O taraftarlardan bir miktar da Catania hastanelerinde var duyumlara göre şu sıralar.4'ü polis 2'si zevzek carabinieri 10 yaralı şu ana kadarki acil servis kayıtları...

Chiuso per derby


Akşam Sicilya'da kan gövdeyi götürüyor.Dükkanlar derbi sebebiyle kapalı.Sant'Agata festivali Catania-Palermo maçıyla denk gelerek başlıyor.Üstelik bu sefer her türlü iddiasının yanında bir de Şampiyonlar Ligi'ne katılım savaşı var.İlk maçtaki 5-3'lük Palermo galibiyeti de işin cabası.Güvenlik sebebiyle maç cuma 18.00'da...1500 kamil görev yapıyor Cibali meydanında,bir Laura daha olmasın diye.Tabi bu kamillerin de biber gazları var burdakiler gibi,bizim de yemişliğimiz ,Tirol Innsbruck-Fiorentina maçında ,burdaki gibi...
Bizim mahalledeki dünyanın bilmem kaçıncı büyük derbisini kovalayan ahkam united mensuplarından kaçı bugün çizmenin ucunda olacaklardan haberdar o da tartışılır. Yurdumun Serie A sorumlusu kanalı TV8'in de haftanın maçının ilk yarısını Atölye Vahe (o ne ise),ikinci yarısını ise St.Tropez isimli hiç izlemek nasip olmamış olsa da muhteşem bir yapıt olduğuna gönülden inandığım diziyle işgal ettiğini de belirtmek gerekir.


giovedì 1 febbraio 2007

İki sempati bir ipte oynamaz !


Haftabaşından beri bu maçı bekliyordum ama akşamüstü oluşan strofor sinerjisi trofolo ,sahte dj genel sekreterin doğumgünü vesilesi raksında kendimizi güler ocakbaşında bulduk.Masifmi olsun laminantmı derken eve bir döndük ki Roma 3lemiş Milan'ı,hatta 4'e Dida mani olmuş.Peder diyor müthiş maç kaçırdın,valide diyor rakı kokuyorsun ,ben diyorum darısı finalde Inter'in başına...Sms geliyor yeşil efe trofolodan Forza Roma !

mercoledì 31 gennaio 2007

Ritrovare Milano ...


501'e bok atma anafikirli bir Lee Cooper reklamı vardı eskiden ;
'' Numarası yok adı var'' diye...Il fenomeno Milanello'da ,formaları Milan Store'larda.Siparişler keyifle alınır...


"Mi si spezza il cuore a lasciare il Real. Ringrazio i tifosi, i compagni e tutti gli allenatori che ho avuto, meno uno. Adesso ho un desiderio: trionfare a Milano una seconda bolta".

Takım Fotoğrafı

Oldum olası sevmişimdir takım fotoğraflarını.Ama malzemecisi,yöneticisi,sucusu,mehmedi ,ağarı içinde olanları değil,11'lik olup maçtan önce çekilenleri.O maç gününün belgesi olanları.Sevgili dostum trofolo henüz interneti icad etmemişken,bugünkü gibi aklına geleni karşındaki cama yansıtamadığın günlerde 'poster' hayatımızın en önemli dekoratif unsurlarından biriydi.
Her gün okul çıkışına tezgah açan bir Memo'muz vardı,çuvalıyla,Nişantaşı ilkokulları arasında efsaneydi Memo...Anneler çocuklarına Memo'yla fazla yakın ilişkiye girilmemesini tembihler dururdu,Memo sanki sizin oğlana çok meraklıydı,ekmeğinin peşindeydi garip.O dönem bir de 6'lı küçük futbolcu çizimleri vardı birbirlerinden tırtıklarıyla ayrılan,Öner'li,Hosiç'li,Seydiç'li,Sinan'lı...İçe doğru katlı olarak satıldığı için kim olduğunu göremeyip, aynısı çıkınca arkadaşlarla takas gücüne başvurduğunuzdan ticaretle ilk tanışmanız da bu şekilde olur eğitici yanı göz ardı edilemezdi...Bu kartların arka yüzlerinde şekilli gösterimlerle futbol kuralları anlatılırdı.Obstrüksiyon'un ne demek olduğunu da bu kartlar sayesinde öğrenmiştik. Memo'nun bir de yanı başında çok sevişmedikleri yaşça daha genç adını hiç bir zaman öğrenemediğimiz bıyıklı bir abi...Onun posterleri daha bi janjanlı olurdu Rambo,Rocky,David Hasellhoff futbol posterleri dışında en çok talep görenlerdi...
Takım fotoğraflarına olan sevda da o dönemlerde başladı.''Ayaktakiler soldan sağa;oturanlar soldan sağa;'' ibareleri , her ne kadar resimdeki kahramanları ezbere tanısak da muhakkak bulunurdu. Resmin altında ise 'ŞAMPİYON GALATASARAY'yazardı...Oysa 12 senedir o sıfatı edinmek nasip olmamıştı.
Bu posterlerin hayata etkisi de yadsınmaz boyutlardaydı.Bir yerde çömelik fotoğraf çektirirken sağ elin ilk 2 parmağıyla yerden muhakkak destek alınırdı çünkü Cevad'ın tüm pozları böyleydi.Simoviç belki de gördüğümüz ilk 'oturan kaleci' olduğundan aykırı duruşuyla kalbimizi çalmıştı.Simo daha sonraları unutulmaz poster pozlarından birini de 87 sezonu başında tüm takım tekmili birden çektirilen bir fotoğrafta takımın önüne Hayrettin'le birlikte omuz omuza yatarak veriyordu.O fotoğrafı düşününce de Trabzon'dan gelip sakatlıklar yüzünden tutunamayan Tuncay ve Zonguldak'tan gelen kıvırcık saçlı sağbek Mehmet gelir aklıma.Daha sonraki yıllarda aynı Zonguldak'tan kaleci Alptekin de gelecek ama Simo ve Hayrettin'in arkasında beklemekten anca Münih'teki salon turnuvalarında şans bulabilecekti.
Bügün herşey daha endüstriyel,herşey daha official ama bir o kadar da yavan.Photoshoplu resmi ürünleri satın alan gerçek taraftar adlediliyor artık mörşındayzing sermayedarlarınca ama kartalın bagajından yeni çıkmış kuşe kartonun kokusunu içine çekmenin zevkini tatmış işporta gönüllüleri yemez tabi bu teraneleri..

Sen boşuna kartonu kıvırıp lastik takma Memo abi ben eve kadar düz taşırım kenarları bükülmesin ...


martedì 30 gennaio 2007

L'undici vincente !



6 yıl geçti...3.şampiyonluk kadrosundan yalnızca tek bir isim kaldı.Juventus ve Milan'sız bir sezonda dördüncüsü de neredeyse hayal oldu.Duvarlara kazınacak yeni bir 11 bir daha ne zaman yakalanır bilinmez ...

lunedì 29 gennaio 2007

Мирко Вучинић

Mirko en son golünü geçen sene Lecce formasıyla bir 23 Nisan günü atıp neşe dolduğundan beri hem şeytanın bacağıyla hem de kendi bacağıyla ciddi sorunlar yaşıyordu.Dün akşam hem Roma formasıyla siftahını yaptı ,hem de Totti'siz Roma'ya Siena karşısında 3 puanı getirdi.Golünü de maçtan sonra kendini 4 ay süren diz illetinin ardından ayağa kaldıran sağlık ekibine adadı.
Her cm'cinin yaşadığı duygudur sanırım bir topçuyu takımına aldıktan sonra gerçek hayatta da durum tekerrür ettiğinde o adama ayrı bir sempati ile bakmak.Mirko'yu Spaletti'den 2 sene önce almıştı Pescatore ''Roma''sına ve rüzgar gibi esmişti Vuca Totti'nin yanında...
Prade'nin de dediği gibi son 22 maçında 21 galibiyet bir beraberlik almış bir takımı 11 puan geriden takiple alakalı ''önümüzdeki maça bakıyoruz'' demekten başka yapacak çok bir yorum yok ama Mirko, Montella'nın uzadığı,Mancini'nin su kaynattığı bir ortamda ilaç olmaz mı Roma'ya? En azından Coppa Italia'da...


Bir sendrom olarak Pazartesi sabahı...

bir taş attım pencereye tık dedi
anası çıktı kızım evde yok dedi vay vay
inanmazsan gel yukarı bak dedi
armut dalda kız balkonda sallanır vay vay

atalım mı bara kızı atalım mı vay vay
rakıyı şaraba da katalım mı vay vay
senin için üç beş sene yatalım mı vay vay

demirciler demir döver güç olur
altın yüzük parmağında tunç olur vay vay
sevip sevip ayrılması güç olur
armut dalda kız balkonda sallanır vay vay

atalım mı bara kızı atalım mı vay vay
rakıyı şaraba da katalım mı vay vay
senin için üç beş sene yatalım mı vay vay

demirciler demir döver ocakta
goncagüller açmış yavrum yanakta vay vay
şimdiki kızlar ne hoş olur kucakta vay vay
öpüşürken yemek yandı ocakta
armut dalda kız balkonda sallanır vay vay

atalım mı kürdün kızı atalım mı vay vay
rakıyı da şaraba katalım mı vay vay
senin için üç beş sene yatalım mı vay vay

atalım mı lazın kızı atalım mı vay vay
rakıyı da şaraba katalım mı vay vay
senin için üç beş sene yatalım mı vay vay